Ülkenin gidişatı iyi değil.

Ülkenin gidişatından kimsenin memnun olduğu söylenemez. Bu memnuniyetsizlik Atatürk'ün ölümüyle başlayıp günümüze kadar artarak devam etmiştir. Ülkeyi yönetmeyi beceremedik.

Önemli nedenlerden biri, bir devlet politikası belirlemeyişimizdir. Devlet işleri, hiçbir temel devlet politikası olmadan, sadece hükümetlerin görüşlerine göre ve günlük siyasetle yürütüldü. Oysa Atatürk, devlet politikasını net bir şekilde belirlemişti. En küçümsediğimiz devletlerin bile devet politikalarının olduğunu görmekteyiz; neden bizim yok? Bu soruya cevap bulup derhal çözüm getirmeliyiz.

Başka bir neden de devletle vatandaş ilişkileri. Vatandaşın "Baba" olarak kabul ettiği devlet, babalık yapmamakta veya yapamamakta. Devletin, vatandaşı için var olduğu unutulmuş; vatandaş devlet için var olmuş. Bu bakış açısı ise vatandaşın devlete olan güvenini ve saygısını kaybetmesine neden olmakta. Zira vatandaş, devlete sırtını dayayamamakta, ondan güç alamamakta. Adeta insanlar kendi kaderlerine terk edilmiş durumda.

Devlet sanki bir tüccar olmuş, müşterisi de vatandaşlar. Keşke müşteri olsa; adeta emir kulu. Devlete vergi vermek için çalışır hale gelmiş ve yeterli olamıyor. Ne kadar verirse versin doyuramıyor. Bunu farkettiği için de artık vergi vermek istemiyor ve kaçak yollara baş vuruyor. Devlet kovalıyor, vatandaş kaçıyor. Devletle vatandaş arasında saygı ve güven duygusu sarsılmış, herkes kendi gemisini yüzdürmeye çalışıyor.

Bugün dünyayı saran ekonomik krizde, yurt dışında bulunan gurbetçilerimiz, devletin "Tasarruflarınızı Türkiye'ye yollayın. Nereden bulduğunuzu sormayacağız; kaynağını araştırmayacağız." çağırılarına kulak asmıyor. Oysa hepsi vatansever, hepsi milliyetçi; vatan hasretiyle yanıp tutuşuyor. Ancak o kadar çok aldatılmış ki, artık güveni kalmamış; bütün çağırılara rağmen kılını kıpırdatmıyor. Bir kere daha kaybetmek istemiyor. Vatan hasretiyle yad ellerde ömür tüketerek kazandığı üç beş kuruşunu risk altına sokmak istemiyor.

Böyle olmaz; bu böyle gitmez!

Birilerinin bir şeyler yapması, köklü çözümler bulması gerek. Hem de en kısa zamanda... Bunun da tek çaresi, devletle vatandaş arasındaki saygı ve güvenin yeniden oluşturulup, kaçmaca kovalamacaya bir türlü son verilmesi; devletin gene "Baba" konumuna geçmesi... Bu nasıl sağlanır, kimler sağlayabilir dersek cevabını uzmanlar bulacaklardır. Ülkede; bilgisine, becerisine, saygınlığına güvenilir, vatanperver, hiçbir gücün satın alamayacağı çok sayıda akademisyenlerimiz mevcut. Yeter ki şahsi çıkar hesapları bir kenara bırakılıp, kendilerine destek ve imkân verilsin. Henüz çok geç kalınmış değil.

3 yorum:

Adsız dedi ki...

akp pkk yıla iş yaparsa olucabu yanı beyın deyışmeden ülke hiç deyışmezz

Adsız dedi ki...

bilindik teraneler bunlar; değişim için değişik şeyler söylemek lazım ahbap

Adsız dedi ki...

Selamın aleyküm hayırlı günler