Avrupa Birliği meselesi, AET (Avrupa Ekonomik Topluluğu) olarak başgösterdi. Doğal olarak biz de bu topluluğa girmek istedik. Batı ülkeleriyle ekonomik bir işbirliği içinde bulunmak kadar tabii bir şey olamazdı. Ancak zamanla işin boyutu değişti; AET, 1991 yılında Avrupa Birliği haline dönüştü. Bu ne demekti, hangi amaca yönelik bir girişimdi? Hiç düşünmeden ısrarla yola devam ettik. AET başka, AB başka. Amaçları tamamen farklı. Bu idrake varmadan yola devam etmenin sancılarını çekiyoruz.
Türkiye, 1970 yılında, Gümrük Birliği'ne geçiş dönemine ilişkin koşulları kabul etti ve Katma Protokol'ü imzaladı. 14 Nisan 1987 tarihinde de Türkiye, Avrupa Topluluğu´na tam üyelik için başvurdu. Doğru mu, yanlış mı, hiç düşünmeden.
Gümrük Birliği'ni kabul ettikten sonra Batı, bütün arzularına kavuşmuş oluyor; bizi serbest pazar haline dönüştürmüş oluyor. Neden Avrupa Birliği'ne alsın ki? Başına dert mi alacak? Onun istediği Türkiye pazarı değil miydi?
Avrupa Birliği'nin amaçları, AET'den farklı bir boyutta. Tüm kanunlarımızı onların kanunlarıyla eşleştirmemiz gerekiyor. Bu iş bize göre değil. Batı'nın ahlaksızlık kültürü Türk toplumunun edepli örf ve adetleriyle bağdaşmaz. Ne onlar bize uyar, ne biz onlara...
Bir "İnsan Hakları" diye bir şey uydurmuşlar, işlerine geldiği gibi kullanıyorlar. Aslında İnsan Hakları'ndan kastettikleri şey "Batılı Hakları". Biz hâlâ bunu anlayamıyoruz. 10 Aralık 1948'de Batı'nın ilan ettiği bu beyannameyi samimi zannederek, 4 ay gibi kısa bir zaman sonra kabul edip, 6 Nisan 1949'da Resmî Gazete'de ilan ederek kanunlaştırmışız.
Avrupa'nın insan hakları gibi göstermelik değildir bizim insan haklarımız. Bizim insan haklarımız vicdanlarımızdadır; yazılı değil. Okumuş, okumamış her Türk ferdinin vicdanındadır. Batılınınki gibi sahte de değil. Hiç gerek yoktu bizim bunu imzalamamıza ama ne var ki Birleşmiş Milletler'e üyeliğimiz dolayısıyla mecbur kaldık. Aslında bu bildiri, görüntü itibariyle bizim gerçeklerimizle, anlayışımızla uyuşmaktaydı. Bu beyannemeden 450 sene evvel Türkler olarak biz, bu beyannamede yazılı olan şartlardan çok daha mükemmelini "İhtisâb Kanunnâmeleri" adı altında yazmış, bütün dünyada fiilen uygulamaya geçmiştik bile. Batılı, 450 sene sonra ancak bu noktaya geliyordu. Neden bu geri kalmış, ahlaktan yoksun Batı uygarlığı denen, parayı put yapmış ilkelliğin peşinden gidiyoruz ki? Teknolojide ilerlemiş olmak mı medeniyet? Yoksa üstün ahlâkta ilerlemiş olmak mı?
Bundan 550 sene önce bütün dünyaya insan hakları dersini örnekleriyle biz verdik. İstanbul'un fethinde... Batılı bu dersi iyi çalışmadı. Çalışsaydı da anlayamazdı zaten. Zira barbardır. Kendi barbarlığını örtmek için bizlere "barbar" der. Neden onlar gibi olmak istiyoruz anlamak mümkün değil. Ne var ki "AB'ni istemiyorum" deme cesaretini kimse gösteremiyor. Milliyetçilik iddiasında bulunan partiler bile "AB'ne girelim ama onurumuzla girelim." diyorlar. Nedense "Ne işimiz var bizim AB'nde?" diyemiyorlar.
Biz AB'ne girince ne olacak, bir bilen varsa söylesin Allah aşkına! Ne olacağını, ne fayda sağlayacağımızı kimse bilmiyor ama tutturmuşuz AB diye... Birliğe giren ülkelere evvelden büyük finansal destek sağlanıyordu; bize bu desteğin yapılmayacağı açıklandı. Birliğe giren ülkeler serbest dolaşım hakkı elde ediyorlardı; bizim serbest dolaşım hakkımızın da olmayacağı açıklandı. Peki, ne çıkarımız olacak bu birlikten? Kimse bilmiyor, bilen varsa da anlatmıyor. Çünkü hiçbir çıkarımız yok. Bunu hiçbir TV kanalı da gündeme getirmiyor. İnanılır gibi değil; aynı bir koyun sürüsü gibi ille de AB diye tutturmuşuz; neden, niçin demeden yırtınıyoruz bu birliğe girmeye. Adeta beynimiz dumura uğramış. 70 milyon insan... bir tanesi bile sormuyor mu yahu?
Türkiye, 1970 yılında, Gümrük Birliği'ne geçiş dönemine ilişkin koşulları kabul etti ve Katma Protokol'ü imzaladı. 14 Nisan 1987 tarihinde de Türkiye, Avrupa Topluluğu´na tam üyelik için başvurdu. Doğru mu, yanlış mı, hiç düşünmeden.
Gümrük Birliği'ni kabul ettikten sonra Batı, bütün arzularına kavuşmuş oluyor; bizi serbest pazar haline dönüştürmüş oluyor. Neden Avrupa Birliği'ne alsın ki? Başına dert mi alacak? Onun istediği Türkiye pazarı değil miydi?
Avrupa Birliği'nin amaçları, AET'den farklı bir boyutta. Tüm kanunlarımızı onların kanunlarıyla eşleştirmemiz gerekiyor. Bu iş bize göre değil. Batı'nın ahlaksızlık kültürü Türk toplumunun edepli örf ve adetleriyle bağdaşmaz. Ne onlar bize uyar, ne biz onlara...
Bir "İnsan Hakları" diye bir şey uydurmuşlar, işlerine geldiği gibi kullanıyorlar. Aslında İnsan Hakları'ndan kastettikleri şey "Batılı Hakları". Biz hâlâ bunu anlayamıyoruz. 10 Aralık 1948'de Batı'nın ilan ettiği bu beyannameyi samimi zannederek, 4 ay gibi kısa bir zaman sonra kabul edip, 6 Nisan 1949'da Resmî Gazete'de ilan ederek kanunlaştırmışız.
Avrupa'nın insan hakları gibi göstermelik değildir bizim insan haklarımız. Bizim insan haklarımız vicdanlarımızdadır; yazılı değil. Okumuş, okumamış her Türk ferdinin vicdanındadır. Batılınınki gibi sahte de değil. Hiç gerek yoktu bizim bunu imzalamamıza ama ne var ki Birleşmiş Milletler'e üyeliğimiz dolayısıyla mecbur kaldık. Aslında bu bildiri, görüntü itibariyle bizim gerçeklerimizle, anlayışımızla uyuşmaktaydı. Bu beyannemeden 450 sene evvel Türkler olarak biz, bu beyannamede yazılı olan şartlardan çok daha mükemmelini "İhtisâb Kanunnâmeleri" adı altında yazmış, bütün dünyada fiilen uygulamaya geçmiştik bile. Batılı, 450 sene sonra ancak bu noktaya geliyordu. Neden bu geri kalmış, ahlaktan yoksun Batı uygarlığı denen, parayı put yapmış ilkelliğin peşinden gidiyoruz ki? Teknolojide ilerlemiş olmak mı medeniyet? Yoksa üstün ahlâkta ilerlemiş olmak mı?
Bundan 550 sene önce bütün dünyaya insan hakları dersini örnekleriyle biz verdik. İstanbul'un fethinde... Batılı bu dersi iyi çalışmadı. Çalışsaydı da anlayamazdı zaten. Zira barbardır. Kendi barbarlığını örtmek için bizlere "barbar" der. Neden onlar gibi olmak istiyoruz anlamak mümkün değil. Ne var ki "AB'ni istemiyorum" deme cesaretini kimse gösteremiyor. Milliyetçilik iddiasında bulunan partiler bile "AB'ne girelim ama onurumuzla girelim." diyorlar. Nedense "Ne işimiz var bizim AB'nde?" diyemiyorlar.
Biz AB'ne girince ne olacak, bir bilen varsa söylesin Allah aşkına! Ne olacağını, ne fayda sağlayacağımızı kimse bilmiyor ama tutturmuşuz AB diye... Birliğe giren ülkelere evvelden büyük finansal destek sağlanıyordu; bize bu desteğin yapılmayacağı açıklandı. Birliğe giren ülkeler serbest dolaşım hakkı elde ediyorlardı; bizim serbest dolaşım hakkımızın da olmayacağı açıklandı. Peki, ne çıkarımız olacak bu birlikten? Kimse bilmiyor, bilen varsa da anlatmıyor. Çünkü hiçbir çıkarımız yok. Bunu hiçbir TV kanalı da gündeme getirmiyor. İnanılır gibi değil; aynı bir koyun sürüsü gibi ille de AB diye tutturmuşuz; neden, niçin demeden yırtınıyoruz bu birliğe girmeye. Adeta beynimiz dumura uğramış. 70 milyon insan... bir tanesi bile sormuyor mu yahu?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder